Esin ESEN PhD

Home » Posts tagged 'Tolga ÖZŞEN'

Tag Archives: Tolga ÖZŞEN

KÜLTÜREL ETKİLEŞİMLER: JAPONYA

kulturel etkilesimler

EDİTÖRLERDEN :Ali Volkan Erdemir – Esin Esen

Uzak iklimleri bir birine bağlayan, her biri kendi alanında söz sahibi akademisyenler ve sanatçılar bu dosyada bir araya geldi. Japonya’dan ve Türkiye’den sesler iki ülke arasındaki ‘naif romantizm’e bir selam gönderip, yerine bu coğrafyada pek bilinmeyen bir Japon imgesinden bahsetti. Bu imgede devasa bir kültür haritasından ayrıntılar var. Kadim zamanlardan, atom bombasına, her iki ülke arasındaki sanatın etkileşimine, etnik kültürlerden, kadim Japon kadınlarına, zenci bir samuraydan, haikuya kadar pek çok konu ele alındı.

Etsuko Shindō, Japon bir yazar. Yazısında çocuk kitaplarını yazmaya nasıl başladığını anlatıyor. Satırları bizleri, Japonya’daki çocuk kitapları satan kitapçılarda gezmeye davet ediyor.

Aynur Küçükyalçın, ilk Türk sumi-e (Japon mürekkep resmi) sanatçısı. Yazısı Japon algısına dair muhteşem ipuçları sunuyor. Japon resmini anlarken atmamız gereken ilk adımlara işaret ediyor.

Aydın Özbek’in yazısı, Türkiye’deki Japonya algısını kısa bir tarihsel süreç içinde ele aldıktan sonra, Japonya konusunda bugüne değin pek değinilmemiş ya da değinilmekten kaçınılmış Ainular – Japon yerlileri üzerine odaklanıyor.

Erdal Küçükyalçın, Yasuke adlı öyküsünde zenci bir samurayı konu ediyor. Japonya ve Mozambik… Binlerce yıldır aynı yerde duran Baobab ağacı Mlapa… ve zenci samuray Yasuke. Gerçek bilgiler üzerine kurgulanmış bu öykü, okuyucusuna bilinmeyen bir zamanın şiirselliğini sunuyor.

Filiz Yılmaz, bildiğimizi sandığımız bir dönemin bize yabancı bir yönünden Japonya’da atom bombası edebiyatından bahsediyor. Çok hüzünlü, bir o kadar da bilinmesi gereken şeyler onun satırlarından bize ulaşıyor.

Charles Trumbull, Güneybatı Amerika’nın doğasını o topraklara özgü haiku şiirleri aracılığıyla anlatıyor. Hiç tanımadığınız bir coğrafyayı, yetmişli yaşlarındaki şairin çocukluğuna, gençliğine dair anılarını on yedi hecelik şiire capcanlı sığdırışı, insanı haikunun sihrine inandırıyor.

Tsuyoshi Sugiyama ve Kajii Motojiro’nun “Limon” adlı öyküsü özenli ve anlaşılır bir Türkçeyle okuyucuya ulaştırıyor. Türkiye’de bilinen Japon edebiyatı Avrupa ve ABD’de popüler olan eserlerin çevirilerinden ibaret; bu noktada Sugiyama’nın Japoncadan çevirdiği öykü daha da önem kazanıyor.

Yusuf Eradam, şair, yazar, düşünür, fotoğraf sanatçısı, tiyatro eleştirmeni, çevirmen ve besteciliğinin beslediği haikularında, kendi deyişiyle ‘az olanda çoğu’ sanatsal bir biçemde, sadelikle ortaya koyuyor.

Esin Esen, kadim Japonya’dan kadın şairlerin sesini duymamızı sağlıyor, sözün ruhu bugüne geliyor.

Rie Kudō Caymaz Japon bir minyatürcü. Bir Japon olarak minyatür sanatına yaptığı yolculuğu anlatıyor. Bin üç yıl önce söylenmiş bir Japon şiirinin minyatürünü bizimle paylaşıyor.

Tolga Özşen, Türkiye’de genel olarak çalışkan, disiplinli, saygılı gibi yüksek değerlerle tanınan Japon insanının mutlulukla ilişkisini, tarihsel dönemler içinde toplumsal ve kültürel değişimler bağlamında inceliyor. Mutluluğun varsıllıkla mı, doğa ile derinleşen ilişkide mi, ya da farklı bir yöntemde mi elde edildiğini, elde edilip edilemeyeceği soruları da Japon toplumu üzerinden bizleri de merakla düşündüren sorular.

Ryō Miyashita, Japon Osmanlı uzmanı ve Orhan Pamuk kitaplarının çevirmeni. Bu iki özelliği, divan şiirini Japoncaya çevirmek üzerine kaleme aldığı yazısında bir araya geliyor. Kültürümüzün Japon kültürüne nasıl aktarılabileceği üzerine onunla birlikte akıl yürütmek okuyucu için de keyifli bir deneyim oluyor.

Ali Volkan Erdemir, Taneda Santōka’nın yaşamına kısaca değindikten sonra haikularını Japoncadan çevirirken yine Japonya’da ilk Nobel Edebiyat Ödülü alan (1968) Kawabata Yasunari’nin yaşamına kısaca dokunup onun üzerine yazdığı “Usul Yürek” adlı şiiri ilginize sunuyor.

14. JAPONCA ÖĞRETMENLERİ TOPLANTISI/ 14回トルコ日本語教師会大会

Türk Japon Vakfında 13-14 Haziran 2015 tarihlerinde Japonca Öğretmenleri Toplantısının on dördüncüsü düzenlendi. Bu toplantıyla birlikte çok güzel bir oluşumun ortaya çıktığını, artık daha görünür, daha etkin ve kalıcı çalışmaların yapılabileceğini görüyorum. Yapılan sunumlar mevcut Japonca çalışmalarına yeni açılar getirirken, algıyı, doğal Japoncayı, Japonca öğrencilerinin iş olanaklarını, Japonca öğretimindeki mevcut sorunları ele alarak çok önemli yaklaşımlar sundu.

Toplantıda yabancı konukların yanı sıra, Türkiye’den 60’ın üzerinde Japon ve Türk, Japonca öğretmeni katıldı. Üniversiteler başta olmak üzere, liseler ve Japonca kurslarının da aralarında bulunduğu 30’a yakın kurum temsil edildi. Bu açıdan bugüne kadar yapılan toplantıların en kapsamlısı ve kapsayıcısı olduğunu söylenebilir. Bu da alanda olan yeni yapılanmanın etkisine işaret ediyor.

Aşağıda toplantıda yer alan sunumlardan kısaca bahsedeceğim.

14. Japonca ögretmenler toplantisi

13 HAZİRAN

AÇILIŞ KONUŞMALARI

Toplantı Prof. Dr. Cafer Tayyar Sadıklar, Japonya Ankara Büyükelçiliğinden Sawako Kanai ve Türkiye’nin ilk Japon Dili ve Edebiyatı Profesörü Prof. Dr. Ayşe Nur Tekmen’in sunumlarıyla açıldı. Her üç konuşmanın da ortak noktası Türkiye’deki Japonya ile ilgili çalışmaların kazandığı ivme ve bu toplantının bunu gösterdiği mesajıydı.

Tekmen’in, Türkiye’de Japonca eğitiminin çocukluktan, gençliğe geçmekte olduğunu söylemesi ise en akılda kalan şeylerden biriydi. Gerçekten bir dönemin değişmesine, bir değişime tanıklık ettiğimizi düşündürttü.

TAKIURA MASATO’NUN KONUŞMASI/ 滝浦真人:Konuk konuşmacı olarak Japonya’dan Takiura Masato Hoca (Hōsō Üniversitesi) katıldı. Konuşması son derece ilginçti. Burada konuşmasının beni etkileyen bölümünü aktarmaya çalışacağım: Klasik yaklaşımların ötesine geçerek, Japonca dediğimiz, öğrettiğimiz şeyin aslında 100 yıllık bir geçmişi olduğunu滝浦真人, hyōjungo adı verilen standart Japon dilinin oluşturulup eğitim aracılığıyla yeni nesle aktarılmasıyla yerleştiğini vurguladı. Anlattığı şey özünde bizde de olmak üzere pek çok ülkede benzerlik gösteriyor. Japonya’da 1910 yılına kadar ortak bir dilin olmadığı ve sōrōbun denilen yazı dilinin Japonya’nın farklı yerlerindeki kişiler arasındaki ortak iletişim dili olduğunu belirtti. Bu konu Gülzemin Özrenk Aydın’ın (2010) Japonya ve Türkiye Dil Politikalarını ele aldığı tez çalışmasında detaylarıyla yer alıyor. Günümüzde kullanılan “ohayō gozaimasu” gibi selamlama biçiminin standart dilin eğitimde yer almasıyla birlikte Japoncaya girdiğini, daha öncesinde selamlamanın ünlem, adıyla hitap etme ve bir konu açarak yapıldığını (örn: Hey, Tarō, bugün soğuk değil mi?) söyledi. Bugün hala bu eski selamlama şeklinin nüvelerinin dilde bulunduğunu söyledi. Başlangıçta okul kitaplarında kitapyer alan yeni selamlama şeklinin sadece okul ortamında kullanıldığı, aile içinde tuhaf karşılandığı ancak ikinci nesilden sonra yerleşmeye başladığını anlattı. Tanizaki’nin Sasame Yuki eserinin bunun örnekleriyle dolu olduğunu da ben parantez içinde ekleyeyim.

Bunun dışında nanba-aruki (sol kol, sol ayak) şeklinde yürümenin özünü ve Batı etkisiyle birlikte Batılı askerlerin yürüme şekli olan sol kol, sağ ayak ya da tersinin Japonya’ya girişini aktardığı bölüm aslında kültürün, algının nasıl değiştiğini, geçmişle bağların yittiğini, eskiden var olanların niçin öyle olduğunun unutulduğunu ve pek çok şeyi düşündürttü. Dinlemekten keyif aldığım bir sunum oldu.

 

PANEL:

Panelde Türkiye’de Japonca eğitiminin mevcut durumu ve sorunları ele alındı. Panelistler Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Japonca öğreten Berna Dağlı Sürmen, Türk-Japon Kadınları Dostluk ve Kültür Derneğinden Yuriko Kanai, Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümünden Ikuko Murakami, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden Tolga Özşen’di.

TRT NIHONGO

Panelin hemen ardından Ryoko Asano söz alarak Nisan 2015’den itibaren yayın hayatında geçmiş olan TRT Nihongo yayınlarından bahsetti.

DOSTLUK YEMEĞİ

Kyoshikai 2014Akşam katılımcıların bir kısmının yer aldığı akşam yemeğinde vakfın yakınlarındaki bir sushiciye gittik. Eğlenceli, kahkaha dolu bir akşamdı. Uzun zamandır görmediğim hocalarla görüşmek, yeni meslektaşlarımla tanışmak, sohbet etmek keyifliydi. Aniden çıkan bir yağmur ve soğuğu bizi sohbetlerimiz tamamlanmadan masadan kaldırmış oldu.

 

14 HAZİRAN

SUNUMLAR

Sunumlar iki ayrı salonda paralel olarak yapıldı. Şimdilik kendi dinleyebildiğim sunumları ekliyorum.

Esin ESEN: Ben sabahki ilk sunumlardan birini yaptım. Konuşmamda doğal Japoncanın öğretilmesi gerektiğini vurguladım. Japon dil politikalarına göre Japonca Esin Esen- Kyoshikai 2015öğretimi Japonlara yönelik Kokugo (milli dil) ve yabancılara yönelik Nihongo olarak ikiye ayrılıyor. Kokugo
kitaplarında Japon dilinin en temel özelliği olan okuyucu-dinleyici sorumluluğu dilin bir parçası olarak yer alırken, bunun içinde öznenin genel olarak kullanılmadığı da görülüyor. Yabancılara Japonca öğretmeye yönelik kitaplarda ise Japoncada olmayan bir şekilde öznenin belirtik olduğunu görüyoruz. Sunumumda mevcut müfredatımız içinde buna nasıl çözüm getirebileceğimize dair görüşler ortaya koydum.

Gonca Varoğlu

Gonca VAROĞLU: Sabah ilk sunumlardan bir diğeri vakfın ikinci salonda yapıldı. Doktora tezini de bu konuda sürdüren Varoğlu Japonca deyimlerinin öğretilmesini, bilişsel açıdan yola çıkarak aktardı.

 

Tolga Özşen

 

Tolga ÖZŞEN: Konuşmasında öğrencilerinin deneyimlerinden yola çıkarak farklı kültürler arasındaki görünmez duvarın nasıl aşılacağından bahsetti. Özşen’in bilimsel çalışmalarını Japon kırsalında sürdürmüş olması, konuyu bizzat gözlemlemiş olması da konuyu ele alış şekline katkı sağladı. Keyifli bir konuşmaydı.

Taiki YoshimuraTaiki YOSHIMURA: –masu biçiminin Türkçe ve Japoncadaki farklılıklarının ele alındığı konuşma, diğer tüm konuşmaları destekleyen bir içeriğe sahipti. Japonca ve Türkçe arasında benzerliklerin farklılıkların eğitimde nasıl kullanılabileceğine de işaret etmesi önemliydi.

 

Nagehan AvdanNagehan AVDAN: Japonca işaret sözcüklerini bilişsel açıdan ele alan konuşması, Türk-Japon algısındaki benzer g
örünen ama farklı olan yerlere işaret etmesi açısından önemli bir bakış açısı getirdi.

 

Kenji Kawamoto

 

Kenji KAWAMOTO: Japonca eğitimde kültürler arası anlayış üzerinde duran bu çalışma tüm
diğer çalışmalarla bütünlük içinde, kültür ve algıyı ele alıyordu.

 

 
Ayşe Nur TekmenAyşe Nur TEKMEN: Çok ilginç bir konuşmaydı. Algı-biliş üzerinden Japonca yeni bir açıdan bakarak, mevcut çalışmaların eksikliğini tek taraflı Batı dilleri odağında oluşturulmuş olduğunu da ortaya koyan bir sunumdu. Bir anlamda “kral çıplak” dedi. Batı bakış açısından bağımsız Türkçe ve Japonca gibi algısal olarak da farklı diller üzerinden yapılan çalışmaların ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha hissettim.

 

Levent TOKSÖZ: Japoncaya yabancı dilden girmişLevent TOKSÖZ sözcükler ve yarattığı intibaa üzerine 120   kişiyle yaptığı istatistik çalışmasını aktaran bir konuşma yaptı.

Tomoyuki ISHIYAMATomoyuki ISHIYAMA: Japonca öğrenen Türk öğrencilerin sesli hecelerin sessizleştirilmesi algısı üzerinde duran çalışma çok ilginçti. Sesin dijital olarak analiziyle öğrencinin ne yaptığının, nasıl telaffuz ettiğinin tespit edilmesi, aldığım linguistic dersinin biraz geçmişte kaldığını hissettirdi.
Aydın ÖzbekAydın ÖZBEK: Türkçe ve Japonca’da bulunan morfolojik olarak edilgen ancak anlamsal olarak edilgenlik bildirmeyen ifadeler karşılaştırılarak incelendi. Dili sadece dilbilgisi üzerinden değil, algı ve anlam yönünden de inceleyip, dil öğrenenlere bu noktaları da öğretmenin modern dil eğitiminde kaçınılmaz bir gerçek olduğu bu örnekler üzerinden belirtildi.

WORKSHOP: Salondaki oturma düzeninin değiştirilerek katılımcıların gruplar halinde oturduğu workshopu konuk konuşmacı Takiura Masato hoca yaptı.

BİTERKEN: Dolu dolu iki günün sonunda Türkiye’deki Japonca eğitiminin geleceği biraz daha şekillendi. Bu çalışma bizlere, güzel bir oluşumun artık kurulmakta olduğu, daha bilimsel, görünür, evrensel çalışmaların yapılacağını, Türkiye’den Japonca eğitimcilerin de dünyada Japonya eğitimine farklı açılar getirip, katkı sağlayacaklarını da göstermiş oldu.