Esin ESEN PhD

Home » Posts tagged 'Esin ESEN'

Tag Archives: Esin ESEN

JAPONCA SÖZCÜKLERİN TÜRKÇEDE YAZILIŞINA DAİR

Bu yazıya atıf için: Esen, Esin, (2017), Japoncanın Türkçede Transkripsiyonu, esinesen.com. Pdf olarak indirmek için tıklayınız.

Japonca sözcüklerin yazılışı ile ilgili (transkripsiyon) pek çok soru geliyor bana. Neyin nasıl yazılması gerektiği, benim çalışmalarımda kullandığım tercihler ve daha pek çok konu. Bu sorulara elimden geldiğince, tek tek yanıt vermeye gayret ediyorum. Bir sabah iki saatimi böyle bir maile ayırınca 🙂 bu yazıyı yazmaya karar verdim. Daha önce yaptığım çalışmalar, hazırladığım raporlardan da yararlanarak, bana gelen tüm bu sorulara cevap niteliğinde bir metin hazırlamaya çalıştım. Yazıyı bu konuda kendi karşılaştığım zorluklar, getirdiğim çözüm önerileri ve yaptığım araştırmalar temelinde oluşturdum.

Özellikle Japonca dünyasının dışında olanlar için,  Japonca sözcüklerin Türkçede nasıl yazılması gerektiği biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Alanı tanımayanlar farklı transkripsiyon tercihlerini aynı metinde kullanabiliyorlar. Bu da, daha başlangıcında çalışmanın bütünlüğünü etkileyen bir faktör olabiliyor. Alan içinde olan bizler için de sorunlar mevcut. Kendi adıma, uzun yıllardır bu konu üzerinde sorular sorarak, bazı tercihler yapıp sonrasında bunları düzelterek ilerledim. Daha ilginci Japon tanıdıklarım için bile kafa karışıklığı olan durumlar olduğuna bizzat şahit oldum 🙂  . Bu yazı tüm bunların sonucu doğdu aslında.

Japonya’da, dünyada ve Türkiye’de, Japoncanın transkripsiyonu ile ilgili mevcut durumu uzun yıllardır inceliyorum. O kadar önemli ve bir o kadar da büyük bir konu ki, burada sadece temel başlıklarını aktarabiliyorum. Umarım sizlere yararlı olur. (Konuyla ilgili başka sorularınız olursa, bu yazıya eklemeye çalışacağım.)

JAPONCANIN TÜRKÇEDE TRANSKRİPSİYONU

  1.  Japonya'da Hangi Yöntem Kullanılıyor?
Japonların dört yazı sistemi var: a) Kanji idyogramları b) Eklerin yazılmasını da sağlayan hiragana hece sistemi c) Yabancı isimlerin, yansıma seslerinin yazılmasını sağlayan katakana hece sistemi d) Rōmaji adı verilen latin harfleri.

Japonlar bu dört yazı sistemini de ilkokul eğitiminde zorunlu olarak öğreniyor.

Japonya'da resmi olarak kullanılan iki ayrı rōmaji var: a) Hebon-shiki: Hepburn Yöntemi ve b) Kunrei-shiki: Kunrei Yöntemi

Her iki yöntemdeki farklılıkları metin sonundaki Ek.1'de bulabilirsiniz.

Hepburn yöntemi 19. yüzyılda öneriliyor. 1887'de Japonlar tarafından kabul ediliyor. Düzenlenmiş hali 1908'den itibaren standart latin harfleri olarak kabul edilerek Japonya'da resmi olarak kullanılmaya başlanıyor. Arada savaş yıllarında kesintiye uğrasa da, günümüze kadar en çok kullanılan yöntem. Japon Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Ticaret Bakanlığı, Arazi, Altyapı ve Ulaşım Bakanlığı, Japon Seyahat Bürosunun resmi olarak kullandığı yazım yöntemi. Bu nedenle Japon pasaportları, Japon yol işaretleri, ulaşım ile ilgili yazılarda bu yöntem kullanılıyor. Japonya’da 2000 yılında yürürlüğe giren bir kanunla Japon isimlerinin pasaportlarda Hepburn yöntemiyle[1] yazılmasına karar verilmiştir. Eski pasaportlardaki yazımlarda farklılık gözükmekte. Ayrıca bireylere, isimlerinin eski yazımlardaki gibi olmasını tercih etmeleri durumunda, tek bir seferliğine, tekrar değiştirmeme sözü vermek üzere eski yazımları kullanım hakkı verilmiştir. Japonya'da resmi makamlarda ve akademik dünyada kullanılan Hepburn yönteminde bütünlük görülmemektedir. Aynı ismin yazılışı Shindo, Shindou, Shindō olarak (eski yazımıyla ise Sindo, Sindoh) gibi şekillerde karşımıza çıkabilir. Uzun seslerin yazılışında aynı uzun o sesi için: o, ou, ō, aynı uzun u sesi için: u, ū, ū gibi farklı yazılışlarla karşılaşabiliyoruz. Trafik tabelalarına baktığımızda ise uzun seslere yer verilmediğini görüyoruz. Yine bütünlük göstermeyen başka sorunlar da mevcut.

Kunrei-shiki ise eğitim bakanlığı ve Milli Kütüphane'de resmi yöntem olarak kullanılıyor. Japonlar dördüncü sınıftan itibaren ilkokul ders müfredatlarında bu yazıyı öğreniyor ve kokugo [milli dil- bizdeki Türkçe dersleri gibi] eğitimlerinin bir parçası olarak biliyorlar. Uzun seslerin yazılışında bütünlük görülmüyor.

*Ayrıca "n" sesinin, n- m yazılışı gibi başka sorunlar da var. Burada ele almıyorum.
Örnekler için bkz. Ek 4. 
1.1. Japonya'da ve Dünyada Yayıncılıkta ve Akademik Çalışmalarda Kullanılan Yöntem

İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca, Almanca, Türkçe dillerinde, Japonya da dahil olmak üzere çok sayıdaki ülkedeki akademik veri tabanları, google books, google scholar'a sayfalarında yapılan taramalar sonucu, genel eğilimin Hepburn kullanımı olduğu tespit edilmiştir. Özellikle 2000 yılından sonraki çalışmalar transkripsiyon açısından genel olarak bütünlük göstermektedir. (Öncesinde büyük farklılıklar vardır.)

Japonca yayıncılıkta, eski kitaplarda farklı tercihler mevcutken, 2000 yılından sonra basılan kitapların künyelerinde Hepburn yönteminin daha çok tercih edildiği görülebilir. Japonya'daki veri tabanlarında ve yayıncılıkta uzun seslerin yazılmadığı veya farklı yazıldığı örnekler mevcuttur. (Örn: Shonagon, Shōnagon, Shounagon gibi).

Evrensel olarak ise özellikle 2000'lerden sonraki çalışmalarda Hepburn yönteminde Japonca uzun sesler için ō, ū şeklinde kullanıldığı, ayrıca doğru hecelemeyi sağlayacak kesme işaretlerinin tercih edildiği görülebilir.

Hepburn yazılışı için genel kabul gören biçimi Ek 2'de, uzun seslerin bilgisayarda nasıl yazılacağına dair bilgiyi Ek'3'de bulabilirsiniz. 
     
       2. Japoncanın Türkçede Transkripsiyonunda Mevcut Durum
Japoncanın transkripsiyonuna dair Türkçede henüz bir kural olmadığı ve kurum-kişilere göre farklı kullanımların olduğu görülmekte. Genel olarak iki eğilim mevcut. İkisinin bir arada kullanıldığı örnekler de var.
a) Hebon-shiki (Hepburn yöntemi): Tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan evrensel yöntem. Türkiye'de Japonya alanında uzmanlaşmış kişilerin çoğu bu yöntemi evrenselliği, bilimsel çalışmalarda genel kabul edilen yöntem olması nedeniyle tercih etmekte. Yayın dünyasında da bu kullanımın yer aldığı görülüyor.

b) Türkçe okunuş: Kurum-kişilerin kişisel tercihleriyle oluşturdukları bir yöntem. Ancak standart bir biçimi yok. Aynı kişilerin farklı çalışmalarında, hatta aynı kitabın içinde aynı sesi ifade etmek için farklılık gösteren kullanımlar var. Özetle bütünlük göstermiyor, kuralları henüz oluşmamış. Japoncanın okunuşunu yansıtamadığı pek çok örnek mevcut. Yayıncılıkta daha çok karşılaşılıyor. Az sayıda akademik çalışmada yer aldığı da tespit edilebilir.
2.1 Japonca Sözcüklerin Türkçede Transkripsiyonunda Mevcut Sorunlar 
2.1.1 Türkçeye Japoncadan Girmiş Sözcüklere Dair Sorunlar

Türkçeye Japoncadan girmiş ve TDK sözlüğünde yer alan sözcükler var. Bunların transkripsiyonunda şu sorunlar görülmekte.

* samuray, geyşa, bonzai haiku sözcüklerindeki kalın işaretli, y ve i sesleri Japonca aynı sesin karşılığıdır. Yukarıda aktarılan Kunrei ve Hepburn yöntemlerinde i sesiyle ifade edilirler. Aynı ses ilk iki sözcükte y ile Türkçeye geçmişken, son iki sözcükte i olarak aktarılmıştır. Bu da, Japonca seslerin Türkçeye aktarılmasındaki tutarsızlığa işaret etmektedir.

* şinto gibi sözcüklerin orjinali uzun okunur. Yani şintoğ gibi.

* tsunami- Japonca tsu sesi Türkçede mevcut değildir. Okuyucu tusunami olarak söylemeye meyillidir.

* daimyo (TDK'da yer almıyor, kitaplar ve akademik çalışmalarda var): Bu sözcük Türkçe hecelemeye uygun olarak da-im- yo olarak Türkçe okunur. Ancak doğrusu dai- myō'dur. Day-m(i)yoğ okunur.

*suşi, , anime, origami: Bu sözcüklerin Türkçe okunuşu Japoncayla örtüşmektedir.

2.1.2 Türkiye'de Yayınevi Tercihleri ve Basılı Kitaplarda Görülen Sorunlar

* Basılı kitaplarda Hepburn ve Türkçe okunuşla transkripsiyon tercihleri görülmekte.

* Bazı yayınevleri, yayın politikası olarak, latin alfabesi kullanmayan dillerden yapılan çevirilerde Türkçe harflerden oluşan bir transkripsiyon yöntemi tercih ediyor. Ancak yukarıda da anlatıldığı gibi Japonya'nın resmi olarak kullanılan ve eğitim sisteminde yer alan dört yazı sisteminden biri. Bu nedenle bu bakış açısının gözden geçirilmesi önemli.

*Yine bazı yayınlarda transkripsiyon tercihinde bütünlük görülmeyen örnekler olduğu görülmekte ve aynı ses için farklı yazımlar aynı kitabın içinde bile tespit edilmekte.

* Japoncanın transkripsiyonunda en önemli konulardan biri olan uzun seslerin yazılmasında her iki yöntemde de farklılıklar görülebiliyor. Uzun sesin yansıtılmadığı pek çok örnek mevcut.

2.1.3 Türkiye'de Akademik Yayınlarda Görülen Sorunlar

Bu alanda büyük çoğunlukla Hepburn yöntemi kullanılması çalışmaların evrensel ve bütünlüklü olmasını sağlamakta. Diğer yandan bu yöntemin kullanılmadığı bir çeviri ya da başka bir yazıya "***" şeklinde yapılan atıflarda zorunlu olarak aynı metnin içinde iki yöntem bir arada yer alıyor.

2.1.4 Japonca Sözcükleri Türkçe Okunuşla Yazmadaki Sorunlar

* Bütünlük göstermiyor: Japonca sözcüklerin Türkçe okunuşuyla yazılmasında her kişi kurumun kullanabileceği tek bir yöntem mevcut değil. Bu nedenle kişi ve kurumlar kendi tercihleriyle, kendi yöntemlerini oluşturmuş görünüyorlar.

* Türkçe okunuşla yazıldığında, Japonca okunuşun yansıtılmadığı örnekler mevcut.

* Türkçe okunuşla yazıldığında, okuyucunun internet çağının olanaklarından yararlanması mümkün olamayabiliyor. Örneğin bir yer ismini, kültürel bir öğeyi internetten görsellerle aramasına olanak verecek bir yazım tercihi olmayabiliyor.

* Uzun sesler transkripsiyonda genellikle yer almıyor. Kimi örneklerde ise uzun sesler hepburn yöntemi+Türkçe okunuşla bulunuyor

*Japonca ai / ei sesleri yukarıda belirtildiği gibi y veya i sesleriyle aktarıldığı örnekler mevcut. Bütünlük göstermemekte.

*Kimi sözcükler Türkçe heceleme sistemine göre okunduğunda olması gerektiğinden tamamen farklı okunmakta. Örnek Cuniçiro (Tanizaki'nin ilk ismi): Japonca bilmeyen Türkler arasında yaptığım küçük bir ankette bu sözcüğü şu şekilde hecelediler: cu-ni-çi-ro. Yazarın ismi şu şekildedir. Jun'ichirō ve Türkçe şöyle okunur (cun-i-çi-roğ).

2.1.5 Japonca Sözcükleri Türkçede Hepburn Yöntemiyle Yazmadaki Sorunlar

*Türkçede mevcut olmayan yazım şekilleri olması: sh, ch, ō, ū gibi.

* Japoncada uzun o olarak okunan ancak farklı yazılan oo, ou farkını yansıtmaması.

*I-i'nin, i sesini ifade etmesine karşın Türkçede ı-i sesinin farklı olması ve büyük I'nın ı sesi olarak okunma eğilimi.
  1. Japoncanın Türkçede Transkripsiyonunda Mevcut Sorunların Sebeplerine ve Çözümlerine Dair Düşünceler 
Tüm bu sorunları bir bir çözmeye çalışıp, araştırıp incelerken mevcut sorunların sebeplerine dair düşünceler geliştirme fırsatım da oldu.

Konunun kaynağında Japonya'daki tercihlerin olduğunu keşfetmek şaşırtıcıydı. Kendileri için ayrı, yabancılara yönelik ayrı rōmaji kullanmaları aslında bu konudaki bakış açılarını da yansıtıyor. Ayrıca uzun seslerin Japonların kullandığı transkripsiyonlarda yer almaması ya da farklı şekiller kullanılmaması en büyük sorunu oluşturuyor. Japonlar uzun sesler olmasa sözcükten okunuşu çıkarabiliyorlar. Ancak yabancı birinin bunu yapması olası değil. Bu konuyu Japon dil kurumların çözümlemesi gerekiyor. Japonya içinde ve dışında kullanılabilecek, uzun sesler ve hecelemenin de yansıtıldığı bütünlüklü tek bir yöntem oluşturması, bu alandaki pek çok sorunu en başından çözümleyecektir.

Türkiye içinse mevcut durumun şundan kaynaklandığını düşünüyorum. a) Japonoloji çalışmalarının 1986 gibi görece yakın tarihte başlaması, alandaki birikimin yeni yeni oluşması büyük bir etmen. b) Japoncadan Türkçeye yapılan çevirilerin 2004 yılına kadar ikinci bir dil üzerinden yapılması, Japoncadan doğrudan çevirilerin bu yıldan sonra yapılmaya başlamış olması bir diğer etmen. c) Japoncadan çeviri yapanların ilk yıllarda uzak bir kültürü Türkçeye aktarırken en azından okunuş olarak okuyucuya yakın olma çabasından doğduğunu tahmin ettiğim (öyle mi bilmiyorum) Türkçe okunuşla yazma tercihi de bu soruna yeni bir açı katan bir diğer etmen. d) Bence en önemli konu ise son 10-15 yıl içinde internetin hayatımızda aldığı yerin özellikle kitap basımında göz ardı ediliyor olması. Artık okuyucunun merak ettiği bir şeyin görseline, ister vapurda olsun, ister ofisinde, saniyeler içinde ulaşma olasılığı var. Yani yayıncılığa dair pek çok tercih gibi bunun da Japoncanın transkripsiyonunda birincil olarak göz önünde bulundurulması gerektiğine inanıyorum.

Diğer yandan Türkiye'deki Japonoloji dünyasında bu konu üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu bilimsel çalışmaların, en azından Türkiye'de Japoncanın transkripsiyonunun bütünlüklü hale gelmesinde yol gösterici olacağına inanıyorum.
  1. Benim Uyguladığım Tercihler ve Sebepleri
Tez çalışmamı bilişsel poetika kuramıyla oluşturdum. Okuyucunun edebi metni nasıl takip edip algıladığı üzerine çalıştım. Çözümlemeye çalıştığım sorunlara bu bakış açısıyla cevap bulmak büyük destek oldu. Yani okuyucu nasıl algılayacak? Ona neyi, nasıl ulaştırabilirim. Burada kendi tercih ettiğim yöntemi açıklama sebebim hem bu soruları bana soran kişilerin yararlanacağı bir metin yaratmak hem de yapılmakta olan çalışmalara katkı sağlamak.

Benim çalışmalarımda tercih ettiğim yöntem, Hepburn yöntemi. Bu yöntemi, evrensel oluşu, Japonya'da ve dünyada akademik çalışmalarda kullanılması nedeniyle tercih ediyorum. Özellikle uzun sesleri aktarmaya olanak vermesi, hecelemeye dair ipuçları sunması önemli. Bu tercihle en önemli amacım şu: Kitapta yer alan yer isimleri, kültürel öğeler vb. gibi pek çok Japonca sözcüğünün internetten aranarak kolayca ulaşılmasında okuyucuya yardımcı olacak bir yöntem kullanmak. Bu nedenle de çalışmalarımda kullandığım her bir transkripsiyon tercihini internetten aratarak teyit etmeye gayret ediyorum. Ayrıca oluşturduğum metne, (makaleye, kitaba) internetten ulaşan yabancı bir Japonolog'un, metindeki transkripsiyon tercihi sayesinde, metin Türkçe olsa da takip edebilmesi, giderek gelişen dijital çeviri platformları aracılığıyla, ilgilendiği yerleri çevirip kısmen de olsa anlamasının mümkün olmasının önemli olduğuna inanıyorum.

Japonya'daki kullanımlarda bütünlük göstermeyen uzun sesleri, ō ve ū olarak aktarmayı tercih ediyorum. Bunun ilk nedeni evrensel oluşu. En önemli nedeni ise ou yazılışında da kaynak sesin yansıtılamadığı örnekler olması. Ayrıca Türkçede ō'nun uzun okunduğunu söylemek yeterli olacak. Ancak her ou uzun okunmuyor. Bu da okuyucunun doğru sese ulaşamamasına neden olacaktır. En bilinen örnekleri vermeye çalışayım: a) Türkçede Tokyo, gerçek sesi yansıtmıyor Japonca okunuşu Toğ-kyoğ, b) Hepburn yazılışı Tōkyō. c) Eğer u harfiyle yazılırsa Toukyou. Bence bu son yazılış hepsinin içinde en kafa karıştırıcısı. Japonca sesin çıkarılmasında okuyucuya yardım etmiyor, aksine algıyı geciktiriyor. (Buradaki daha detaylı konuları akademik çalışmalara bırakıp bu kadarıyla yetiniyorum.)

Bu yöntemde sorun olarak görülen sh, ch, ū, ō gibi yazım şeklinin Türkçede olmaması ise günümüz koşullarında sorun teşkil etmiyor görünüyor. Türkçede pek çok kitapta isimler orijinal dillerindeki yazılışlarıyla yer alabiliyor. Örneğin: Harry Potter (he-ri po-tır okunur), Garcia Marquez (garsiya markez okunur), Borges (bor-hes okunur) Okuyucu, geçmiş yıllara göre daha aşina tüm bunlarla.
Hepburn yönteminde pek çok ses Türkçe okunuşu ile örtüşüyor. Mesela Su-zu-ki ya da To-yo-ta hem heceleme şekli hem de ses olarak Türkçeyle aynı. Farklı okunan sesler şu şekilde okunur: ū: uzun u / ō: uzun o / ai, ei: ay, ey / sh: ş / ch: ç / j: c / w: v/ I ve i: aynı sestir i olarak okunur. tsu: Türkçede böyle bir ses olmadığı için en zor seslerden biridir. Dişler kapalı olarak ön dişlerin arasından sanki tıslar gibi ts sesi çıkarılır. Örnekler:  Man'yōshū: man-yoğ-şuğ, waka : va-ka;  Jun'ichirō: cun-i-çi-roğ, haiku: hay-ku, geisha: gey-şa





Bu yöntemi çalışmalarımın başında yukarıdaki gibi kısaca açıklayarak okuyucuya ulaştırıyorum.

Bunun dışında şu tercihleri yapıyorum:

*Daha önce Türkçeye girmiş olan yer isimlerini (şimdilik) Türkçedeki şekliyle kullanmak. (Şimdilik dememin sebebi bu alanda bilimsel çalışmalar yapılmasıyla bu konunun gözden geçirileceğine inanmam.)

*Bunun dışındaki tüm sözcükleri Hepburn yöntemiyle aktarmak.

*Yer ve kişi isimleri dışındaki Japonca sözcükleri italik yazmak. Bunu, okuyucunun, okuma sürecinde farklı bir sözcükle karşılaştığını hızla algılamasını sağlamak amacıyla tercih ediyorum. Örneğin: kimono.

*Yayınevinin düzeltmelerinde değişikliğe uğradığı durumlar olsa da Japonca sözcüklere gelen ekleri sözcüğün sonuna normal fontlarla yazmayı tercih ediyorum: Örneğin kimonolu gibi.

* Hongan-ji Tapınağı gibi kullanımları bu şekilde aktarmak aslında çeviri hatası oluyor. "Hongan-tapınağı Tağınağı" gibi bir ifade oluyor. Benim kişisel tercihim, buna rağmen bu yönde aktarmak. Nedeni, artık internet çağında yaşıyoruz ve internette Hongan-ji yazdığında okuyucu görsellere ulaşabiliyor. Ancak Hongan yazarsak bu aracı okuyucunun elinden almış oluyoruz. Yazımda -ji yazmamın sebebi de bunun ayrı bir ek olduğunu vurgulamak.

*Japonca tapınak, köprü ismi vd. gibi bir öğe yukarıdaki örnekteki gibi ek değil de, mesela iki ayrı sözcükten oluşuyorsa bunun üzerinde düşünüyorum. İnternette görsellerden aratıyorum. Japonca bilmeyen okuyucu nasıl arayıp bulacaksa o seçimi tercih ediyorum. Bunu da kitabın başında belirtmeye gayret ediyorum.

* Tüm yemek isimlerini Japonca bırakmaya çalışıyorum. Metnin yapısı izin vermediğinde Türkçesini eklemem gereken durumlar oluyor.

* Kültürel öğelerin Japoncasına da metinde yer vermeye çalışıyorum amaç okuyucunun görsellerden ulaşabilmesini sağlamak.

* Yukarıdakini yapmak için a) metne yedirme b)dip not /son not ya da c) [***] gibi kullanımları, oluşturduğum metnin gerekliliklerine göre kullanmak yine önemli bir diğer araç.

*Metnin yapısı gereği metne dahil etmenin mümkün olmadığı öğeleri kitabın başında ya da sonunda okuyucuya not olarak eklemek de yardımcı oluyor.

*İsimlerin yazılışı: Japoncada soyadı+ad sırasıyla yazılır. Türkçede bunun mutlaka Türk algısına göre oluşturulması gerekir. Aksi halde, Japon dünyasını tanımayan bir okur hangisinin soyadı olduğunu kavrayamayabilir. Benim kişisel tercihim isim+soyadı. Örneğin: Jun'ichirō Tanizaki. Ancak Japon kullanımı tercihi olacaksa okuyucunun anlaması için SOYADI, ad şeklinde yazılmasını önerebilirim. Örneğin: TANIZAKI, Jun'ichirō gibi. Böylece okuma akışı büyük harflerle biraz zorlansa da, okuyucu soyadını anlamış olacaktır.

Sonuç Yerine

Sonuç olarak Türkiye'de Japoncanın transkripsiyonu bütünlüklü bir yapı göstermemektedir. Kendi içinde öncelikli olarak çözümlenmesi gereken sorunları vardır. Bu sorunun asıl kaynağının, Japon dil kurumlarının tüm dünyada kullanılabilecek Japoncadaki tüm sesleri ve okuma biçimini yansıtan bir yöntem önerisi getirmemeleri olduğunu söylemek mümkündür.

Bu konuda karşılaştığım sorunlara getirdiğim çözüm önerilerini internette herkesin ulaşabileceği bir ortamda paylaşmayı tercih etmemin sebebini şöyle açıklayabilirim: a) Bu konuda soruları olan, benim yaşadığım sorunlara çözüm bulmak isteyen kişilere yardımcı olması b) Yayın dünyasında bu konuyu bilmeyen ancak yayın aşamasında karar vermesi gereken kişilere, bilimsel verilerle oluşturulmuş bir başvuru dosyası olması c) Alandaki bu konudaki çalışmalara katkıda bulunması.

Japonoloji alanındaki çalışmaların bu konuya çözüm getirmesi dileğiyle.

Kaynaklar

Japoncadan Türkçeye çevrilmiş çok sayıda kitap ve akademik çalışmayı inceleme.

İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca, Almanca dillerinde, dünyanın farklı ülkelerinde yapılan transkripsiyon tercihlerini inceleme. (Veritabanları, google books, google scholar)

Sözlü olarak ilgili kişilerle görüşme.

Ek 1: Kunrei ve Hepburn Yöntemindeki Farklılıklar

hepburn
Tokyo Üniversitesinin sayfasından alınmıştır[2].

Ek 2: Hepburn Yöntemi Kuralları

1) İngilizce pdf'ye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.loc.gov/catdir/cpso/romanization/japanese.pdf

2) Japonca pdf'ye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://park.itc.u-tokyo.ac.jp/eigo/UT-Komaba-Nihongo-no-romaji-hyoki-v1.pdf




Ek 3: ō, ū Karakterlerini Bilgisayarda Nasıl Yazarız?

Bu işaretlere İngilizce "macron" Japonca "マクロン" adı verilir. Ben kişisel olarak word'ün "araçlar        otomatik düzeltme" seçeneğine örneğin. oo yazdığım sözcüklerin ō haline getirilmesini ekledim. Aynı şeki uu için de yapabilirsiniz. Diğer sistemler için İngilizce ve Japonca talimatlar aşağıdaki sitede yer alıyor.

http://www.personal.psu.edu/ejp10/psu/gotunicode/macron.html

[1] http://law.e-gov.go.jp/htmldata/H01/H01F03301000011.html

旅券法施行規則第五条第2項

http://www.pref.kanagawa.jp/osirase/02/2315/hepburn.html

http://www.mofa.go.jp/mofaj/toko/passport/pass_4.html

[2] http://park.itc.u-tokyo.ac.jp/eigo/UT-Komaba-Nihongo-no-romaji-hyoki-v1.pdf

Ek 4. Japonya’dan Örnekler

 kotaro  fark
Aynı İsmin Farklı Transkripsiyonları Aynı Yer İsminin Farklı Yazılışları
kunrei-ders romaji

Ders Kitabı

Ödev

 pasaport2  tokyo
Pasaportta İsim

Uzun Seslerin Yazılmaması

 

Tercümanın Yaptığı Hunharca mı? Yoksa Yetenek mi?

Söz konusu Japoncadan çeviri olunca ister istemez ilgimi çekti. “Hunharca” çeviri nasıl yapılmış merak ettim biraz araştırdım  🙂

Sosyal ağlarımızda sayısız malumat dolaşıyor. Kimi zaman yazılı gördüğümüz için, beynimiz, gördüğü şeyi kaydediyor ve doğru kabul ediyor. Bugün, sosyal ağımda defalarca gördüğüm bir haberden bahsedeceğim. Bu sefer televizyondan ve gazetelerden sosyal ağa aktarılan bir haber.

Şansal Büyüka, Bursaspor futbolcusu Hosogai’la yapılan röportajda İngilizce konuşan ve Hosogai’in verdiği Japonca cevapları Türkçeye çeviren tercümanın doğru çeviri yapmadığını, bunun camiaya saygısızlık olduğunu söylüyor. Hosogai’in mimiğini ise gülmek olarak değerlendiriyor. Tercümanın yaptığı şeye yorumu ise şu: “Kafasına göre tercüme ediyormuş gibi kamuoyuna tercüme yapıyor.”

Hürriyet şu şekilde aktarmış: ” Süper Lig’deki Gençlerbirliği-Bursaspor maçı öncesi canlı yayında tercüman skandalı yaşandı. Muhabirin Türkçe sorusunu tercüman İngilizce’ye çevirip Japon futbolcu Hosogai’ye sordu. İngilizce bilmeyen Hosogai Japonca yanıtladı. Yine Japonca bilmeyen tercüman da Türkçe’ye çevirdi! Lig TV yorumcusu Şansal Büyüka olaya çok sert tepki gösterdi.”

onedio1-vert onedio.com sitesinde editör Arslan Ural Karabağlı’nın bu konuda yazdığı haberin başlığı ise şöyle: “Japonca Bilmediği İçin Canlı Yayında Tüm Türkiye’yi Hunharca Trolleyen Tercüman Vakası”. Vaktiniz varsa haberlerin altındaki yorumlara da bakabilirsiniz, pek çok kişinin haberi tamamen doğru kabul edip bunun üzerinden yorum yaptığını görüyoruz. Bunun dışında tercümanın Japonca anladığını ama konuşamadığı tahminini yapan olduğu gibi, tercümanın en uygun şekilde durumu kurtardığından bahsedenler de var.

Youtube’da yer alan, Şansal Büyüka’nın yorum yaptığı videodaki (yazının en altında görebilirsiniz)  Japonca konuşmaları, tercümanın yaptığı tercümeyi ve gerçek anlamını aktarıyorum.  Japonca konuşmalarda tam yakalayamadığım yerler olduğu için Japonca anadil konuşucusu Tomoe Tsuchiya hanıma sordum, Japoncalar onun notları.

  1. Soru: İki takım da son haftalarda çok formda. Neler söylemek ister karşılaşmayla ilgili?

Hosogai: ee maa tonikaku anoo… three point… anoo… kachiten 3 o totte .Bursa ni kaeritai to omotteimasu kedo.

Tercüman: Hırsla oynayıp güzel bir oyun sergileyip 3 puanı almak istiyoruz.

Hosogai’in söylediğinin Türkçesi: ee, hımm, herhalükarda, şey… 3 puan… şey.. 3 puanı kazanıp Bursa’ya dönmek istiyoruz ama…

Yorum: Kaynak metinde temel mesaj 3 puan çeviride verilmiş. Bursa atlanmış. Hırs ve güzel oyun ise kaynak metinde yok.

  1. Soru : Peki son haftalardaki çıkışı nasıl değerlendiriyor? Özellikle Hamza Hamzaoğlu geldiğinden beri takımda müthiş bir ivme var.

Hosogai:  iyaa maa sugoku positive na koto da to omotte imasu shi, kono mama team no jun-i ga dondon ue ni agatte iku yo-ni doryoku shiyo-to omotteimasu.

Tercüman: Hoca geldikten beri pozitif gelişmeler oldu. Takım daha iyiye gidiyor. Sürekli daha iyi oynuyoruz. Bu maçta bunu devam ettirmek istiyoruz.

Hosogai’in söylediğinin Türkçesi: Yo…  hımm,  çok pozitif bir şey olduğunu düşünüyorum, aynı zamanda bu şekilde takımın pozisyonunun yukarı çıkması (sıralamada yükselmesi) için elimden geleni yapmayı düşünüyorum.

Yorum: Kaynak metinde pozitif sözcüğünün bulunduğu cümle eksiltili. Bu nedenle, ilk cümledeki gibi bir değiştirmeye gitmek, ekleme yapmak çeviride olası. Takımın pozisyonunu yukarı çıkarmak ve takım iyiye gidiyor ardıl çeviride yapılabilecek bir değişim olabilir. “Bu maçta” ifadesi kaynak metinde yok ve eklenmesi hata. Son cümledeki biz-ben farkı ise Japoncadan çeviri yapan, Japoncaya çok hakim olmayan birinin de yapabileceği bir hata çünkü özne eksiltili.

İzlediklerimden kişisel olarak tercümanla ilgili şu sonuçları çıkardım, çeviri yaptığı konuya hakim, (Japonca bilmediği doğruysa) sezgileri çok güçlü ya da sorular üzerinde en azından önceden kısaca konuşulmuş ve neden bahsedeceğini biliyordu. Çevirileri karşılaştırdığımızda çeviride yapılanın hunharca olmadığı ve tüm Türkiye’nin trollenmediği, tercüman açısından bakıldığında “saygısızlık” olarak gözükecek kadar ana konudan uzaklaşılmadığı, “kafasına göre tercüme”nin geniş tanımından uzak bir şekilde, ana konuyu kısmen de olsa aktarabildiği görülebilir. Tercüman skandalı tanımını, (eğer doğruysa) Japonca tercüman sağlamayan futbol kulübü için düşünmek mümkünse de, tercümanın bir skandalı çözümlediği gözlemlenebilir.

 

KOTODAMA İSTANBUL

Esin Esen’in kurucusu olduğu Kotodama İstanbul, Türkiye’de Japonya, Japonya’da Türkiye temaları ortak kitaplar dizisidir.

Dizinin ilk kitabı Kotodama İstanbul -Hajimari 2015, Japonca Türkçe iki dilde yayınlanmış, 70 kişinin katkılarıyla oluşturulmuştur. Detaylı bilgiyi linkte bulabilirsiniz.

logo2

『ことだま・イスタンブル はじまり 2015』

トルコで日本を、日本でトルコを語る 両国を愛する執筆陣による共同著作

鈴木郁子 Esin ESEN 編者

出版社名:Arkeoloji ve Sanat yayınları

(アルケオロジー・ヴェ・サナト出版、トルコ/イスタンブル)

発行年月日:2016年(平成28年)2月

言語:日本語、トルコ語

媒体:冊子

頁数:528P

大きさ:23.5cm

ジャンル:人文科学/文学/文化

ISBN: 978-605-396-7

内容:日本とトルコ、また両国につながりを持つ芸術家、作家、学者、研究者による共著。日本語とトルコ語で読むことができる。各執筆者がそれぞれの立場から見た日本・トルコ両国のつながりや、文化・文芸、歴史などについて文章を寄せている。あまり注目されてこなかった二国の文芸的側面に光を当てた珠玉の一冊。トルコのアルケオロジー・ヴェ・サナト出版にとっても初の試み。

HPKotodamaistanbul.com         

Facebookhttps://www.facebook.com/kotodamaistanbul/

 

kapak yayinlanan 2016

イスタンブルとは…

「魔力を持つ都市。現在に至るまで幾層にも重なり積み上げられた歳月が、この都市には詰まっている。過去と現在が道行く人を惑わせ、その魅力の中に閉じ込めてしまう。見ることができるこの都市の姿は、イスタンブル自身が許した部分だけ。誰もが、自分の想像の中でイスタンブルを完成させる。だから長い歴史の中、一つとして同じイスタンブルは存在し得ない」(『はじまり 2015』pp. 260~261)

言霊とは…

「言葉に宿る力」「言葉そのものが持つ力」という意味である。日本では古代から、言葉には不思議な霊威が宿っていて、その力が働き、言葉通りの事象がもたらされると信じられてきた。

 ――ここ「はじまり」から、魔法の都市イスタンブルに、言霊が流れ込む

70余名の手によって誕生した『ことだま・イスタンブル はじまり 2015』には、日本とトルコにとって非常に興味深い題材が収められている。これまで主に経済的な主題の上に成り立ってきた両国の関係に新たな風を吹き込み、研究や関係の構築に大きな影響を及ぼす一冊となるだろう。

本書のプロジェクトを立ち上げたエシン・エセンは、トルコの日本文学・日本語学研究者。立ち上げに参加した名誉創刊者は、トルコにおける日本研究の草分けセルチュク・エセンベル(ボアズィチ大学教授)、トルコで最初に日本語学と日本文学研究で教授となったアイシェ・ヌール・テキメン(アンカラ大学教授)、トルコをテーマに執筆活動を続ける作家・新藤悦子。プロジェクトに賛同したアルケオロジー・ヴェ・サナト出版社長ネズィフ・バシュゲレンが出版を実現させた。編集は、エシン・エセンとトルコ文学研究の鈴木郁子。また、トルコの人気作家ムラット・ギュルソイが、プロジェクトの第一作を祝い、寄稿をしている。

『ことだま・イスタンブル』は左右に二つの表紙を持ち、右開きは日本語、左開きはトルコ語となっている。

日本語サイドの表紙は、トルコの伝統芸術ミニアチュル作家の工藤理英。トルコサイドの表紙は、トルコの墨絵画家アイヌル・キュチュックヤルチュン。それぞれの二作品を組み合わせたものになっている。キュチュックヤルチュンの作品で、は日本文化の象徴のひとつ桜の中を、トルコの伝統影絵芝居の登場人物ふたりが舟をこいでゆく。どちらの表紙も両国の文芸・文化が融合した大変美しい作品である。

目次

「ことだま」はイスタンブルに:ネズィフ・バシュゲレン

ヒロシマ・モナムール~忘れ去られ、語られなかったものたちへ:ムラット・ギュルソイ

伊豆半島下田は、日本の地中海:セルチュク・エセンベル インタビュー

認知から言語へ、言語から文化への旅:アイシェ・ヌール・テキメン インタビュー

ある女性科学者の業績・エーゲから日本へ研究の架け橋:ナーラン・カバイ インタビュー

トルコというフィールド~騎馬民族からイスラームまで:中山紀子

バフチェシェヒル大学建築学部日本夏期交流プログラム:ムラット・デュンダル インタビュー

色とりどりのモザイク模様:ジュディ・若林

箏(こと)を奏でる人生 ヒーリングミュージック:末冨敦子 インタビュー

ペダルで旅した日本:ジャネル・ギュレルリエル

トルコで紙芝居:新藤悦子

陰の色調から陽の色調へ 谷崎からSANAA(サナア)へ、「闇」の概念の進化:ヤセミン・タルハン

オスマン帝国を学ぶきっかけとしてのマンガ:永島育

アメリカ人俳人 IN イスタンブル:チャールズ・トランブル

串本役場で初めてのトルコ人職員:アイシェギュル・アルカン

珈琲とカフヴェ:トルコ古典文学と日本文学の中の珈琲:宮下遼

ドルマバフチェ宮殿の茶会:ハイリ・オズヌル・チリンギルオール

小アジア地域における古代塩蔵調味料:魚醬について:後藤香織

朝顔の縹の淡き命惜し…:セヴダ・カリ・エルゲネル

アフメット・ハーシムと『茶の本』:鈴木郁子

夢である演劇の道:トゥーバ・ソヤク・スカルパ

いまだから考えたい「ホスピタリティの心」:澁澤幸子

「私は、エラ」:エラ・ナズル・ギュルダル & ハヤト・ギュルダル

第18回東京国際ブックフェア(二〇一一)にトルコから参加して:ギュルゼミン・オズレンキ・アイドゥン

ペレメチとチャイとお豆腐屋さん:沼田彩誉子

トルコ語雑誌を出版するにあたって:ヴァネル・アルペル

「世界初、そして唯一の」TRT日本語:浅野涼子

ジャポンがやった!:オヌル・アタオール

瞽女宿の蚕はシルクロードの夢を見るか?:武田歩

子どもの世界から「俳句」:アルズ・ユジェル

「トルコを描く」ということ:小暮郁子

碁石の道:メフメット・エミン・バルスベイ

『トルコ生活紀行 ― トルコで日本を考える』より:赤松順太

トルコ初の日本語ガイド エミネ・アタマン・コチの物語:ハッヴァ・ムトゥル

ブルサ行きに始まったご縁の輪:土屋とも江

オザン~吟遊詩人の日、日本の詩人がホメロスをうたう:セマー・バシュゲレン

わたしのトルコのはじまり:実川羊子

生活芸術を体現するサフランボルの民家:安達智英子

風土、及び日本の雨:イブラヒム・ソネル・オズデミル

イスタンブルとことだま:エシン・エセン

 

 

『ことだま・イスタンブル』顧問(敬称略、苗字のアルファベット順)

ヴァネル・アルペル(在日トルコ商工会議所会頭)、ムラット・デュンダル(バフチェシェヒル大学准教授、建築・デザイン学部副学部長)、ムラット・ギュルソイ(作家、ボアズィチ大学教授)、ハヤト・ギュルダル(イズミル先端技術研究所/IYTE日本語講師)、工藤理英(ガラタサライ大学日本語講師、ミニアチュル作家)、アイヌル・キュチュックヤルチュン(イスタンブル芸文館、墨絵画家)、エルダル・キュチュックヤルチュン(ボアズィチ大学、博士)、宮下遼(大阪大学、博士)、中山紀子(中部大学国際関係学部教授)、沼田彩誉子(早稲田大学大学院人間科学研究科・日本学術振興会特別研究員)、アイドゥン・オズベク(チャナッカレ大学、講師)、イブラヒム・ソネル・オズデミル(博士)、ギュルゼミン・オズレンキ・アイドゥン(トルコ言語協会/TDK)、末冨敦子(筝演奏家)、杉山剛(アンカラ大学、博士)、鈴木郁子(翻訳)、ギュンセリ・タルハン(日本研究学会/JAD委員)、アルズ・ユジェル(日本イズミル文化友好協会/JIKAD)

『ことだま・イスタンブル はじまり 2015』翻訳者(敬称略、苗字のアルファベット順)

日本語→トルコ語:ヴァネル・アルペル、アイシェギュル・アルカン、メレッキ・カバ、ギュルナラ・カラサワ、シェイマ・ナルバント・アイハン、デルヤ・サカウエ、チャール・ヤヴァシュ、フィリズ・ユルマズ

トルコ語→日本語:安達智英子、河野理恵子、金井百合子・ユルドゥルムオール、窪優美子、町田・ダーデレン・なんみ、中沢由美子、大川博、鈴木郁子、土屋とも江、山崎和佳子、吉村大樹、浅野涼子

英語→トルコ語:キベレ・オズデン

英語→日本語:安達智英子

 

加入:

イスタンブル及びトルコ国内から

arkeoloji ve sanat

Arkeo Pera

DR のETILER支店などから注文で加入も可能。

日本から

amazon.co.jp

Kotodama İstanbul – Hajimari 2015

Sizlerle çok severek yaptığım bir çalışmayı paylaşmak istiyorum. Japon dünyasına ilgi duyan herkesin seveceğine inanıyorum. Kotodama İstanbul -Hajimari 2015 Japonya’da Türkiye, Türkiye’de Japonya temalı iki dilli (Türkçe-Japonca) ortak kitap. 70 kişinin katkılarıyla oluştu. Kapak resimleri Türk ve Japon sanatçıların eserlerinin kolajı. Editörlüğünü Esin Esen ve Ikuko Suzuki yaptık. Onursal kurulda Prof. Dr. Selçuk Esenbel , Prof Dr. Ayşe Nur Tekmen ve Japon yazar Etsuko Shindo yer alıyor. Kitabın sunuşu Murat Gülsoy’dan. Herşeyiyle insana heyecan veren geleceğe kalacak bir eser oldu. Kitabın kapak tasarımını ben yaptım. Ön kapakta Aynur Küçükyalçın’ın  sumieleri arka kapakta Rie Kudō ‘nun minyatürleri yer alıyor. Logomuzu Noriko Shirahase yaptı.

kapak yayinlanan 2016.jpg

Sözün ruhu İstanbul’da!

Kotodama (言霊, ことだま); “Sözün ruhu”, “eşyanın ruhu” anlamına geliyor. Japonya’da kadim çağlardan beri olan bu inanışa göre sözün büyüsel, ruhani gücü var. Bu güç, söze dökülen şeyin gerçekten olmasını sağlıyor.

İstanbul (イスタンブル); İstanbul… Büyülü bir şehir. Şöyle hayal edin. Kat kat birikmiş bir zaman var bu şehirde geçmişten günümüze ulaşan. Geçmişi ve bugünü insanı şaşırtır, kendine hayran bırakır. Bu şehri sevince, sevmekten vazgeçemezsin bir daha… Görmek ise şehrin sana izin verdiği kadardır… Her bakan kendi hayal ettiği şehri görür. Daha tarihte hiç kimsenin İstanbul’u bir diğer kişininkiyle aynı olmamıştır. (Hajimari 2015: s. 215-216)

Hajimari (はじまり); Sözcük anlamı olarak başlangıç demek. Sözün ruhunun İstanbul’daki başlangıcının, Kitarō’nun ünlü efsanevi Kojiki albümünün ilk parçasının ismi gibi biraz mitolojik bir başlangıcı da çağrıştırmasını istedik.

 

İşte şimdi, bu başlangıçla bu büyülü şehre, “sözün ruhu” dokunuyor.

Kotodama İstanbul’da Yer Alan Yazılar ve Yazarları:

Yazar Murat Gülsoy’un sunuş yazısı, Hiroşima Sevgilim filmi üzerinden yaşadığımız çağda yaşadıklarımız karşısında yeni bir dil bulma umudunu aktarıyor. Yazarın sözcükleri “sözün ruhu”nu da yansıtıyor.

Eserin başlangıcında her iki ülkede de alanın dikkat çeken isimleri yer alıyor.

Türkiye’de Japonya çalışmalarının önemli isimlerinden Prof. Dr. Selçuk Esenbel ile Türkolog Sayoko Numata yaptığı röportajda, Japonya’dan bakan sorularla Esenbel’in hayat hikayesini, Japonya’daki yaşamını ve Japonya çalışmaları alanı ile ilgili yorumlarını aktarıyor.

Türkiye’nin ilk Japon dili ve edebiyatı profesörü Prof. Dr. Ayşe Nur Tekmen röportajı… Tekmen’in Japonya çalışmalarına bakışı, kendō çalışmaları ve alanın geleceği ile ilgili düşünceleri bu alanda ilerlemek isteyen herkese ışık tutacak sözcüklerle yol alıyor.

Türkiye’deki Japonya çalışmalarının bir diğer önemli ismi Prof. Dr. Nalan Kabay ile JİKAD başkanı Arzu Yücel’in yaptığı röportaj keyifli, ilham verici anıların bize ulaşmasını sağlıyor.

Çalışmalarını Türkiye üzerine sürdüren Japon antropolog Prof. Dr. Noriko Nakayama, Türkiye’yi bilimsel çalışmalarında alan olarak seçmesinin hikayesini sıcak bir dille anlatıyor.

Doç. Dr. Murat Dündar’ın Mimarlık Fakültesindeki başarılı öğrencileri her yaz Japonya’ya mimari eğitimine götürmesinin öyküsünü anlatan yazı Japonya-Türkiye çalışmalarında ne kadar farklı alanlarda çalışmalar yapıldığını da gözler önüne seriyor.

Çeviribilim çalışmaları için Türkiye’ye gelmiş Prof. Dr. Judy Wakabayashi’nin Istanbul izlenimleri.

Türkiye-Japon etkileşimde müzik yapan, Koto sanatçısı Atsuko Suetomi’yle müziği üzerine sohbet.

2003 yılında Japonya’daki Türkiye yılında, bisikletiyle Japonya’nın en güneyinden en kuzeyine geçen Caner Gurellier’in anıları.

Japon yazar Etsuko Shindō’nun Japon kamishibai tiyatrosunu (kağıt tiyatrosu) bir Türk köyündeki çocuklarla sergilemelerinin ilgi çekici öyküsü.

Mimar Yasemin Tarhan, ünlü Japon yazar Tanizaki’nin eserleri üzerinden “yami” kavramını ele alıyor. Edebiyatı ve mimariyi birleştiren dikkat çekici bir çalışma.

Türkolog Iku Nagashima, Osmanlı Tarihine ilgi duymasını sağlayan mangaları ele alıyor.

Amerikalı haikucu Charles Trumbull İstanbul’daki haiku şiiri yolculuğunu anlatıyor.

Japon dili ve edebiyatı bölümü mezunu olan Ayşegül Arkan, Ertuğrul Firkateyni’nin Japonya’ya gitmesinin 125. yılı çerçevesinde yapılan etkinliklerde yer almak için firkateynin battığı bölge olan Kushimoto Belediyesi tarafından Japonya’ya davet edilmiştir. Yazısında kendi Kushimoto hikayesini anlatıyor.

Türkolog Ryō Miyashita, Osmanlı tarihi üzerine bilimsel araştırmalar yapıyor. Kahveye Asya’nın iki ucundan bakan bir yazı. Türkçede olması büyük bir kazanç!

Hayri Öznur Çilingiroğlu’nun yazısı ve sağladığı resimler Türk-Japon ilişkileri tarihine katkı sağlıyor. 1970’lerde Dolmabahçe Sarayı’nda Yamada Torajirō’nun oğlu tarafından düzenlenen çay töreninin Türkiye’deki organizasyonunu düzenleyen Çilingiroğlu bu anılarını aktarıyor.

Kaori Gotō’nun antik Anadolu’da yemek, “garum” konusundaki yazısının Türkçe özeti yer alıyor. Tam metin Japonca bölümde.

Sevda Kali Ergener, şiirsel bir üslupla 1999’da Türkiye’ye ‘tam Güneş tutulması’nı izlemeye gelen bir Japon grubun yaşadıklarını ve o dönemle ilgili kendi anılarını aktarıyor.

Türkolog Ikuko Suzuki’nin, Ahmet Haşim’in 1926 yılında Türkçeye çevirdiği, Japon çay sanatını anlatırken Japon düşüncesi ve estetiğini de aktaran eseri Çay Name’yi ele aldığı yazısı alana yeni ışıklar sağlayan bir çalışma!

Tuğba Soyak Scarpa Japonya’da tiyatro eğitimi almış bir Japonolog. Kendi tiyatro hikayesini anlattığı yazısı.

Türkiye’ye dair pek çok eser vermiş olan yazar Sachiko Shibusawa, Türk ve Japon kültürlerindeki misafirperverliğe dair, yüzlerce yıl öncesine dayanan örnekler vererek insanlığa bir çağrıda bulunuyor…

Kotodama İstanbul’un en küçük yazarı Ela Nazlı Gürdal’ın annesi Hayat Gürdal tarafından kağıda aktarılan yazısı. Küçük bir kızın Japon dünyasıyla etkileşimini anlatıyor.

2011 yılında Büyük Doğu Japonya depreminden dört ay sonra görevli olarak Tokyo kitap fuarına katılmış olan Japonolog Gülzemin Özrenk Aydın, fuardan izlenimlerini bizimle paylaşıyor.

Hayatının dört yılını Tatarlar üzerine yaptığı sözlü tarih çalışması için İstanbul’da geçiren Türkolog Sayoko Numata, İstanbul’dan ayrılmak üzere olduğu bu günlerde bir mektupla veda ediyor.

Yaşamını Japonya’da sürdürmekte olan Vaner Alper, Japonya’daki Türk Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde çıkardıkları Japonca-Türkçe iki dilli dergiden bahsederken, buradaki Türk topluluğuna da değiniyor.

Türkiye’den Japonca yayın yapan TRT Japonca’nın Japonca Masası Şefi Ryōko Asano’dan bu oluşumun öyküsü.

Japon Yapmış! kitabının yazarı Onur Ataoğlu, Türkiye’de Japonlar için çok kullanılan bir çeşit slogan haline gelmiş bu ifade üzerinden Japonya’yı anlatıyor.

Ayumi Takeda, Anadolu müziği üzerine çalışmalar yapıyor. Müziği Almanya, Japonya, Türkiye üçgeninde ele alan ruhunuza dokunacak bir yazı.

JİKAD Başkanı Arzu Yücel, Japan Airlines (JAL) Vakfının, Japon geleneksel şiiri haikuyu 6-15 yaş grubundaki çocuklar ile buluşturmak amacıyla iki yılda bir düzenlediği Dünya Çocukları Haiku Yarışmasının Türkiye ayağından söz ediyor.

Türkiye üzerine resimler yapan Japon ressam Ikuko Kogure’nin resimleri…

İstanbul Go Okulu’nun kurucusu Mehmet Emin Barsbey, Türkiye’de ‘Go’ oyunundan bahsediyor.

Junta Akamatsu’nun 1997 yılında yayınlanan Türkiye’de Yaşamak Gezmek: Türkiye’de Japonya’yı Düşünmek adlı eserinin giriş yazısı… Türkiye’yi seven bir iş adamının gözünden…

Yazar Havva Mutlu’nun kaleminden,Türkiye’nin ilk Japonca rehberi Emine Ataman Koç’un hikayesi.

Tomoe Tsuchiya’nın yazısı, bir Japon turizmcinin gözünden Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilen Bursa izlenimleri.

Sema Başgelen’in satırlarından Japon şair Mutsuo Takahashi’nin Ege Denizi’ne fısıldadığı Japonca Homeros…

Bir Türkiye aşığı olan Yoko Jitsukawa’dan kendi Türkiye hikayesi

Safranbolu üzerine araştırmaları olan Chieko Adachi, Safranbolu evleri üzerinden Türk ve Japon evlerini karşılaştırıyor.

Japon felsefesi üzerine çalışmalar yapan Soner Özdemir, felsefe ve doğa üzerinden Japonların algısına muhteşem bir bakış sunuyor…

Japonolog Esin Esen İstanbul’da sözün ruhunun izini sürüyor…

Kitabın Danışma Kurulu:

Kotodama İstanbul- Hajimari 2015’in danışma kurulunda Türkiye’den ve Japonya’dan yazarlar, sanatçılar, akademisyenler ve alanının uzmanı kişiler yer alıyor (alfabetik sırayla):

Türk Ticaret ve Sanayi Odası Japonya Yönetim Kurulu Başkanı Vaner ALPER, Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Murat DÜNDAR; Boğaziçi Üniversitesi’nden Yazar Prof.Dr. Murat GÜLSOY, IYTE- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Japonca Öğretmeni Hayat GÜRDAL, Galatasaray Üniversitesi Japonca Öğretmeni ve Minyatürcü Rie KUDŌ, Japon Sanatları Merkezi’nden Sumi-e Sanatçısı Aynur KÜÇÜKYALÇIN; Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Erdal KÜÇÜKYALÇIN, Osaka Üniversitesi’nden Türkolog Dr. Ryō MIYASHITA,  Chūbu Üniversitesinden Türkolog-Antropolog Prof. Dr. Noriko NAKAYAMA; Waseda Üniversitesi’nden Türkolog-Tarihçi Sayoko NUMATA, Çanakkale Üniversitesi’nden Japonolog Yard.Doç. Aydın ÖZBEK; Japon Dili, Japon Felsefesi araştırmacısı Dr. İbrahim Soner ÖZDEMİR; TDK’dan Japonolog  Gülzemin ÖZRENK AYDIN; Koto Sanatçısı Atsuko SUETOMI; Ankara Üniversitesi’nden Dr. Tsuyoshi SUGIYAMA; Türkolog Ikuko SUZUKI; JAD- Japonya Araştırmaları Derneği’nden Günseli TARHAN; JIKAD- Japonya İzmir Kültürler Arası Dostluk Derneği Başkanı Arzu YÜCEL.

Kotodama İstanbul-Hajimari 2015’e Katkıda Bulunan Çevirmenler

İki dilde yayınlanan bu kitabın oluşturma aşamasında yazıların Türkçeye ve Japoncaya aktarılmasını sağlayan çevirmenlerin katkıları önemli oldu. Her iki dili bilen yazarların bir kısmı yazılarını iki dilde hazırlayıp teslim ettiler. Kitaba katkıda bulunan çevirmenler:

Japoncadan Türkçeye: Vaner ALPER; Ayşegül ARKAN; Ryōko ASANO, Melek KABA; Gülnara KARASAWA; Şeyma NALBANT AYHAN; Derya SAKAUE; Çağrı YAVAŞ; Filiz YILMAZ

Türkçeden Japoncaya: Chieko ADACHI; Rieko KAWANO; Yuriko KANAI YILDIRIMOĞLU; Yumiko KUBO; Nanmi MACHIDA DAĞDENELEN; Yumiko NAKAZAWA; Hiroshi ŌKAWA; Ikuko SUZUKI; Tomoe TSUCHIYA; Wakako YAMAZAKI; Taiki YOSHIMURA.
İngilizceden Türkçeye: Kibele ÖZDEN
İngilizceden Japoncaya: Chieko ADACHI

 

Gülzemin Hanımın Düşleri -Hayalet Gemi

Hayalet Gemi beni çok etkileyen çalışmalardan biri olmuştur… Bu yazımın çıkmasının üzerinden 20 yıl geçmiş… Önce elle yazıldı. F klavye daktilo ile iki kopya temize çekildi. Resim o dönemin ileri teknolojisi renkli fotokopi ile çoğaltıldı  Sonra  macintosh ile baskıya hazırlandı… Ne güzelmiş 🙂

hayalet gemi 2

 

KÜLTÜREL ETKİLEŞİMLER: JAPONYA

kulturel etkilesimler

EDİTÖRLERDEN :Ali Volkan Erdemir – Esin Esen

Uzak iklimleri bir birine bağlayan, her biri kendi alanında söz sahibi akademisyenler ve sanatçılar bu dosyada bir araya geldi. Japonya’dan ve Türkiye’den sesler iki ülke arasındaki ‘naif romantizm’e bir selam gönderip, yerine bu coğrafyada pek bilinmeyen bir Japon imgesinden bahsetti. Bu imgede devasa bir kültür haritasından ayrıntılar var. Kadim zamanlardan, atom bombasına, her iki ülke arasındaki sanatın etkileşimine, etnik kültürlerden, kadim Japon kadınlarına, zenci bir samuraydan, haikuya kadar pek çok konu ele alındı.

Etsuko Shindō, Japon bir yazar. Yazısında çocuk kitaplarını yazmaya nasıl başladığını anlatıyor. Satırları bizleri, Japonya’daki çocuk kitapları satan kitapçılarda gezmeye davet ediyor.

Aynur Küçükyalçın, ilk Türk sumi-e (Japon mürekkep resmi) sanatçısı. Yazısı Japon algısına dair muhteşem ipuçları sunuyor. Japon resmini anlarken atmamız gereken ilk adımlara işaret ediyor.

Aydın Özbek’in yazısı, Türkiye’deki Japonya algısını kısa bir tarihsel süreç içinde ele aldıktan sonra, Japonya konusunda bugüne değin pek değinilmemiş ya da değinilmekten kaçınılmış Ainular – Japon yerlileri üzerine odaklanıyor.

Erdal Küçükyalçın, Yasuke adlı öyküsünde zenci bir samurayı konu ediyor. Japonya ve Mozambik… Binlerce yıldır aynı yerde duran Baobab ağacı Mlapa… ve zenci samuray Yasuke. Gerçek bilgiler üzerine kurgulanmış bu öykü, okuyucusuna bilinmeyen bir zamanın şiirselliğini sunuyor.

Filiz Yılmaz, bildiğimizi sandığımız bir dönemin bize yabancı bir yönünden Japonya’da atom bombası edebiyatından bahsediyor. Çok hüzünlü, bir o kadar da bilinmesi gereken şeyler onun satırlarından bize ulaşıyor.

Charles Trumbull, Güneybatı Amerika’nın doğasını o topraklara özgü haiku şiirleri aracılığıyla anlatıyor. Hiç tanımadığınız bir coğrafyayı, yetmişli yaşlarındaki şairin çocukluğuna, gençliğine dair anılarını on yedi hecelik şiire capcanlı sığdırışı, insanı haikunun sihrine inandırıyor.

Tsuyoshi Sugiyama ve Kajii Motojiro’nun “Limon” adlı öyküsü özenli ve anlaşılır bir Türkçeyle okuyucuya ulaştırıyor. Türkiye’de bilinen Japon edebiyatı Avrupa ve ABD’de popüler olan eserlerin çevirilerinden ibaret; bu noktada Sugiyama’nın Japoncadan çevirdiği öykü daha da önem kazanıyor.

Yusuf Eradam, şair, yazar, düşünür, fotoğraf sanatçısı, tiyatro eleştirmeni, çevirmen ve besteciliğinin beslediği haikularında, kendi deyişiyle ‘az olanda çoğu’ sanatsal bir biçemde, sadelikle ortaya koyuyor.

Esin Esen, kadim Japonya’dan kadın şairlerin sesini duymamızı sağlıyor, sözün ruhu bugüne geliyor.

Rie Kudō Caymaz Japon bir minyatürcü. Bir Japon olarak minyatür sanatına yaptığı yolculuğu anlatıyor. Bin üç yıl önce söylenmiş bir Japon şiirinin minyatürünü bizimle paylaşıyor.

Tolga Özşen, Türkiye’de genel olarak çalışkan, disiplinli, saygılı gibi yüksek değerlerle tanınan Japon insanının mutlulukla ilişkisini, tarihsel dönemler içinde toplumsal ve kültürel değişimler bağlamında inceliyor. Mutluluğun varsıllıkla mı, doğa ile derinleşen ilişkide mi, ya da farklı bir yöntemde mi elde edildiğini, elde edilip edilemeyeceği soruları da Japon toplumu üzerinden bizleri de merakla düşündüren sorular.

Ryō Miyashita, Japon Osmanlı uzmanı ve Orhan Pamuk kitaplarının çevirmeni. Bu iki özelliği, divan şiirini Japoncaya çevirmek üzerine kaleme aldığı yazısında bir araya geliyor. Kültürümüzün Japon kültürüne nasıl aktarılabileceği üzerine onunla birlikte akıl yürütmek okuyucu için de keyifli bir deneyim oluyor.

Ali Volkan Erdemir, Taneda Santōka’nın yaşamına kısaca değindikten sonra haikularını Japoncadan çevirirken yine Japonya’da ilk Nobel Edebiyat Ödülü alan (1968) Kawabata Yasunari’nin yaşamına kısaca dokunup onun üzerine yazdığı “Usul Yürek” adlı şiiri ilginize sunuyor.