Esin ESEN PhD

Home » 2015 » April

Monthly Archives: April 2015

BİR TAŞIM KEYİF

Bahar geldi… hatta yaz kendisini hissettiriyor. Aya Sofya’nın önündeki lalelerden halıya göz attık ardından Topkapı’da çay ve sohbet molası… Başımızın üzerinden leylekler geçip gitti… Sergiye yöneldik. Topkapı Sarayı her zamanki gibi kalabalık. Okul gezileri de eklenmiş. İçeri girip de serginin olduğu bölüme yürümeye başladığımızda kalabalık silindi. Sarayın taşlarına bakmayı seviyorum. Geçmişte kim bilir hangi binada kullanılmış mermer parçaları yer döşemelerinde, duvarlarda…

Bir Taşım KeyifSergide fotoğraf çekilemiyor. Benim gözlerimden anlatacağım. İlk adımda insanı kocaman bir Çin porselen kasesi karşılıyor. Birbirimize soruyoruz bu kadar büyük fincanlar mı kullanıyorlarmış? Gravürler öyle olduğunu gösteriyor… Asıl yapılış amacı kahve içmek olmayan bu fincanların İpek Yolunu aşıp gelerek kahveyle buluşması, birbirine geçişen kültürlerin yansıması gibi. Sırf bu algıdan bile bir roman çıkar.

Habeşistanlı bir çobanın keçileri delirttiğini görüp keşfettiği bu bitki nasıl olmuş da bu kadar sevilmiş? Osmanlı kültüründe sarayda ya da duvardaki yazılarda vurgulandığı gibi “fakir” halk arasındaki yeri neymiş? Kahve nasıl kavrulur, nasıl çekilir, nasıl sunulurmuş?

Minyatürler, gravürler ve Avrupalı ressamların resimlerinde kahve duvarlar boyunca sürüyor. İstanbul gravürleri denince en çok aşina olduklarımın, Melling’in “Voyage pittoresque de Constantinople et des rives du Bosphore”  eserinden olduğunu öğreniyorum. Kahvehane kültürünü de bu gravürlerden birinde görüyoruz. Bu isimle görsellerde aratırsanız çok ilginç pek çok gravürüne ulaşabilirsiniz. Levni’nin kıyafetler adlı eserinde saray hizmetçisinin taşıdığı kahveyi görüyoruz. Benim çok sevdiğim kahve içen kadın resmi anonim olarak geçiyor. Thomas Allom’un eserleri de sergide yer alıyor. Hoca Ali Rıza Beyle (1858-1930) bu sergide tanıştım. Bir oda dolusu karakalem çalışma.
kahve2           Her bir ayrıntıyı tek tek inceleyerek keyifle gezdik. İnsanda pek çok soru doğuyor. Kahve Türk kültürüne girmeden önce ne içiliyordu? Çay gerçekten söyledikleri gibi geçen yüzyılda mı kültürümüze girdi? Avrupa’da nasıl oldu da kahve kültürü daha farklı gelişti?

Sergide benim için en çok merak uyandıransa Kayseri Zamantı Irmağı kıyısında 18.-20. yüzyıllarda mezar taşları üzerine oyulmuş kahve kültürünü de yansıtan kabartmalar oldu. Açıklamada Türkmenlerin mezarları olduğu yazıyordu. Orada sergilenen lahtin üzerindeki kabar
tmalar 1000-1500 yıl önce bu coğrafyada yapılan lahitleri andırıyordu. Bu konuda Aslı Sağıroğlu Arslan bilimsel araştırmalar yapıyormuş.

Sergide 685 eser sergileniyormuş. Küratör Ersu Pekin. Biliyorsunuz Türk Kahvesi Dünya Kültür Mirası listesinde. Buna yaraşır bir sergi olmuş.
Kültürün denizin gidip gelen dalgaları gibi topraklar arasında gidip gelerek etkileştiğine inanıyorum. Kahve sergisi gözümdeki bu imgeyi biraz daha canlandırdı. Düşünsenize fincanı Çinden, kahvesi Yemen’den :))  geliyor. Sonra sohbette, günlük yaşamda yerini buluyor.

Bir Taşım Keyif-Türk Kahvesinin 500 Yıllık Öyküsü Sergisi 21 Şubat-15 Haziran 2015 tarihleri arasında, Topkapı Sarayı Müzesi Has Ahırlar’da.
“A Moment of Pleasure, 500 Years of Turkish Coffee” exhibition at Topkapı Palace Museum / 21th February-15th June 2015
Türkçesi: http://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/turk-kahvesinin-500-yillik-oykusu-sergisi-168504.html
For English: http://www.trt.net.tr/english/culture-arts/2015/02/18/500-year-adventure-of-turkish-coffee-at-topkapı-palace-167509

melling

 

BAVULLAR DOLUSU ZAMAN!

Zaman biriktirilebilir mi? Geçmişte çizilmiş bir resim, nasıl oluyor da insana zamanın akışında kendini algılatıyor!  Kedilere, bahara bakıp yürüyordum. Bir kediden bir bahar dalına geçiş anında gözüme bir afiş ilişti. Afişte gördüğüm bavulu birkaç adım attıktan sonra algıladım. Döndüm, sergi o gün açılıyormuş. “Bavullardan Kataloglara: Boğaziçi Arşivleri’ne Doğru”. Baharı, kedileri bir kenara bıraktım, ‘Saatli Bina’nın loşluğuna daldım. Geçmişi dolaşmaya başladım. Boğaziçi Üniversitesinin 150 yıllık arşivleri…

bavul

Aşağıdaki videoda sergiyi detaylarıyla siz de dolaşabilirsiniz. Boğaziçi Üniversitesinin sayfasında ise serginin içeriğiyle ilgili bilgiler var. Daha da merak ederseniz kitabı da satışta.

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ SERGİSİ

Bazı sergiler var. İnsana gördüklerinin ötesinde hissettirdikleriyle var olur. İstanbul Deniz Müzesindeki Ertuğrul sergisi de öyle bir sergi işte. 100 yıl okyanus altında duran geçmiş, bugüne geliyor. İnsan düşünmeden edemiyor, o seramik bugüne nasıl ulaştı. Peki o şişe kırılmadan nasıl kaldı. Geminin çivileri, kıyafet düğmeleri… Bir kazan. Hepsinin hafızası varmış ve onlara bakan kişi izin verse gözlerinin önüne serilecekmiş gibi. Hüzünlü, etkileyici mutlaka görülmesi gereken bir sergi.

+DSCN8707-horz

Haber Türk’ün haberinden alıntılıyorum:” Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü Başkanı olan Tufan Turanlı 2004’te batığın çıkarılmasını hedefleyen bir projeyle Japonya’ya gidene kadar… Ertuğrul’un ne halde olduğunu gösteren ilk fotoğrafları çeken Turanlı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, firkateynin çıkarılması için takip eden yıllarda büyük çaba harcadı. Yıllık 400 bin dolar maliyetli projede yarı Türk, yarı Japon 20 uzmandan oluşan bir ekip çalıştı. Sonunda bir hayal gerçek oldu. Ertuğrul Firkateyninin Japonya seyrinin 125’inci ve Türk-Japon diplomatik ilişkilerinin 90’ıncı yıldönümü etkinlikleri kapsamında; geçen perşembe İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı’nda mutlaka görülmesi gereken bir sergi açıldı. Sergide, Tufan Turanlı ve ekibi tarafından batıktan çıkarılan 535 parça ile gemiye ait çeşitli fotoğraf, tablo, maket ve dönemin Türk deniz subaylarının üniformaları bulunuyor.”

 

DALGALARIN SESİ

Edebiyat severler için, okumadıysanız mutlaka okunması gereken bir kitap!
Zeyyat Selimoğlu çevirisi, Çiğdem Atasayar Japoncasından karşılaştırarak çeviri editini yaptı. Metne Japon kültürüne dair öğeleri ustalıklı bir şekilde dahil etti. (bu nedenle yeni baskısını edinmenizi tavsiye ediyorum)
“Dalgaların Sesi’nde, Şarkılar Adası olarak da bilinen Uta-Jima adasında genç balıkçı Shinji ile varlıklı Miyata ailesinin güzel kızları Hatsue arasındaki ilk aşk öykülenir; cesur, heyecanlı, duru iki gencin masalsı bir dille kaleme alınmış öyküsüdür bu. Aynı zamanda, zamanın ve mekânın ötesindeki bu korunaklı dünyada gelenekleriyle ve doğayla bağlarını koruyan dalgıç kadınların, balıkçı erkeklerin öyküsüdür Dalgaların Sesi. Ve elbette denizin, dalgaların ve fırtınanın da.”
Görsele tıklayarak kitabın ilk sayfalarını okuyabilirsiniz:

Dalgaların Sesi

 

JAPON BİR MİNYATÜRCÜ-日本人のミニアチュール家

Yaşam güzel sürprizlerle dolu…Gördüğünüz resim bir minyatür.. Ressamı bir Japon: Rie Kudō, Türkiye’de minyatür sanatı üzerine çalışmalar yapıyor. Resmin konusu Man’yōshū’dan bir şiir. Man’yōshū (8.yy) en eski Japonca kaynak. Benim tezimin konusu da bu antolojideki kadın şairlerdi. Düşünün Türk sanatını en eski Japon şiiriyle birleştiren bir Japon ve en eski Japon şiirlerini araştıran bir Türk…
Resme baktığımda bir yolculuk daveti gibi… Hadi olur desem uzak çağlara gideceğim. Resimde Nukata no Ōkimi adında bir saray şairi yer alıyor. Betimlenen şey şairin Güz Tercihi konulu şiiri (1:16). Şiirin hikayesi şöyle, İmparator güz ve baharın karşılaştırılmasını istiyor. Nukata da bu şiiri okuyor. Şiirin sonuna kadar sanki baharı seçecekmiş gibi anlatırken son anda “hazan tepelerini seçiyor” Sevgili Rie Hanım resmi açıkladığında sanatçının algısını takip etmenin keyfini yaşadım. Resimde şair arkası bahara dönük önünde hazan yaprakları, bu duruş tercihini anlatıyor.
Resim, Klasik Türk Sanatları sergisinde yer aldı.
Ressamından dinlemek harikaydı!

ミニアチュールというトルコ伝統芸術と日本人の画家、工藤・理英。この作品は万葉集の額田王の歌 (1:16)のミニアチュールです。何年掛かけて、万葉の研究を続けてきたトルコ人の私と、トルコの芸実に万葉を描く日本人!
彼女はミニアチュールと万葉集をこう述べています:
「ミニアチュールは、オスマン時代のスルタンの肖像や、行われた祭典など、ある意味<カメラがなかった時代の写真>であるようにも思います。同じように、写真はもちろん当時の絵さえほとんど残っていない万葉時代の風景を、万葉集の歌をモチーフに一つ一つ描きたいです。」

Rie Kudo-

JSTV-TÜRKİYE’DEN JAPONCA TELEVİZYON İZLEME

JSTV Avrupa için iki kanaldan ücretli ve şifreli olarak Japonca yayın yapan bir kanal.  NHK yayınlarını veriyor. Eğer Avrupa yayınlarını alan bir uydunuz varsa JSTV 1’den kimi yayınları şifresiz olarak takip edebiliyorsunuz. Bununla ilgili bilgileri aşağıda iletiyorum:
Bunun dışında kimi dönemlerde tüm gün şifresiz yayın yaptıkları ya da buradaki haberlerin dışındaki programları da şifresiz yaptıkları oluyor.
Aylık İngilizce bültenden (W) işaretli yayınlara bakarak bunları görebilirsiniz.
**
JSTV‘nin ana sayfası: http://www.jstv.co.uk/
İngilizce program linki (pdf) (İngiltere ve CET saatiyle gösteriyor.)
Japonca Program linki (sol taraftaki takvime tıklanarak o günün programı görüntülenebilir (İngiltere ve CET saatiyle gösteriyor.))

JAPON MİLLİ KÜTÜPHANESİ (NDL) KAYIT VE MAKALE İSTEME

NDL (National Diet Library) Japonya’daki kütüphanelerde kitaplardan bölümler,makalelerin fotokopilerini isteyebileceğiniz fotokopi-posta servisi veriyor. Ücreti sayfa başında 40 yen. Ancak iki sayfayı tek fotokopi kağıdına bastıklarından ortalama uzunluktaki bir makale gönderme ücreti dahil 300-1000 yen arasına dilediğiniz adrese ulaşıyor. Kayıt ve kullanım ile ilgili bilgiler aşağıda:
NDL KAYIT:
NDL makale isteme sisteminden yararlanmak için aşağıda belirtilen üç şey, aşağıda belirtilen adrese, belirtilen şekilde postayla gönderiliyor. Daha sonra adresinize üyelik kartınız, kullanıcı ID ve passwordunuz geliyor.
1)Kayıt Formu: Çıktısını alıp gerekli yerlerin doldurulması gerekiyor.
2) Kimliğinizi ve adresinizi kanıtlayan bir belge fotokopisi istenmektedir:
Bu belgede adres ve doğum tarihi yıl ay gün olarak yer alması gerekmektedir. Bu belgelerin kullanım tarihinin geçmemiş olması gerek. Aşağıda görüldüğü gibi ikametgah kağıdından, okul kimlik kartına kadar pek çok belgenin kabul edildiği yazılmaktaysa da Türkler için adres ve doğum tarihinin bulunduğu belge pasaport galiba. (Faturalar kabul edilmiyor) (Gönderdiğiniz bu belge, kayıt işlemi tamamlandıktan sonra, NDL‘den sizi yollanan kimlik kartı ve ID password zarfıyla birlikte size geri gönderiliyor.) Daha sonra makale isterken burada verdiğiniz adresten başka bir adresi yazabiliyorsunuz.)
(当館が本人確認書類として認めるものは次のとおりです。
運転免許証、保険証、パスポート、学生証、住民票の写し(3ヶ月以内に発行されたもの)、公的手帳及びそれに準ずるもので氏名、住所及び生年月日が記載されている書類 いずれも有効期限内のものに限ります)
3) Normal boyutta üzerinde adınız ve adresinizin yazılı olduğu zarf. (Pula gerek yok)
Belgeler aşağıdaki adrese gönderilecektir:
〒619-0287
京都府相楽郡精華町精華台8-1-3
国立国会図書館関西館 複写貸出係
Adres bölümüne şu ibarenin kırmızı kalemle konulması gerekmektedir:
登録利用者情報変更等申請・届出書在中
KULLANIM:
Aşağıdaki sayfada soldaki bölüme ID ve passwordunuzu yazıyorsunuz. Böylece sisteme girip dilediğiniz makaleyi ya da kitaptan bölümü sipariş verebiliyorsunuz. Telif hakları gereği kitabın tamamının fotokopisini yapmıyorlar. Böyle durumlarda mailinize gelen bir maille sizi yönlendiriyorlar.
Makalelere kitaplara ulaşma:
ci.nii Japonca makale sitesinde kimi belgeler doğrudan görüntülenebiliyor. Sadece isimlerine ulaştıklarınızı edinmek isterseniz makale bilgilerinin bulunduğu sayfada görülen ndl-opac butonuna bastığınızda ndl sayfası açılıyor. Açılan sayfada kullanıcı girişi yapıp, makaleyi istemebutonuna tıkladığınızda adres ve diğer bilgilerinizi girmeniz isteniyor. İşlem başarıyla tamamlandıktan 10 gün kadar sonra fotokopi posta yoluyla adresinize ulaşıyor.
Diğer kitap ve taramalarınızı http://opac.ndl.go.jp/index.html sayfasının sağındaki butonlardan ya da user id ve passwordunuzla giriş yaptıktan sonra çıkan sayfadan yapabilirsiniz.
Ödeme:
Makalenin fotokopisiyle birlikte ücretin yazılı olduğu ve sizin dolduracağınız iki sayfa da elinize ulaşıyor. Kredi kartıyla öderseniz en uygun ödeme şekli oluyor. Belirtilen adrese fax gönderiyorsunuz ya da doldurduğunuz belgeyi tarayıp mail ile iletebiliyorsunuz. Ücret kartınızdan genellikle bir-iki hafta içinde tahsil ediliyor. Eğer istediğiniz makalenin bulunduğu dergi başka biri tarafından kullanılıyorsa şu anda kullanımda mesajı çıkıyor.
DİĞER:
2 yıl kullanılmazsa kayıt siliniyor.
Kullanım kılavuzu (Japonca)
ID pasword, kartın kayıp durumunda aşağıdaki adresle iletişim kurulması:
国立国会図書館関西館 複写貸出係
tel: 0774-98-1312(直通)
(月~土、10:00~18:00、ただし、関西館の休館日を除く)